İZMİR' İN GENEL JEOLOJİK YAPISI

 

Tektonik bir çöküntü sahası olan İzmir Körfezinin kenarında bulunan şehrin içinde ve çevresinde yükselen tepeler volkanik kayaçlardan oluşmuştur. Volkaniklerin tabanında Mesozoyik yaşlı şistler ve Neojen yaşlı kireçtaşları bulunur. Tepeler ve sahil arasındaki düzlükler, deniz ve dere birikintilerinden ibarettir. Şehrin yerleşme alanının düz kısımlarını genç Kuvaterner çökeller oluşturur. Bölgedeki istiflenmeyi Üst Kretase yaşlı Bornova flişi, neojen yaşlı Altındağ formasyonu, Buca kreçtaşı ve Yamanlar volkanikleri ve Kuvaterner yaşlı alüvyonlar oluşturmaktadır. Ayrıca Melez vadisinin doğusunda bulunan yüksek arazi Neojen yaşlı marn ve killi kireçtaşlarından; Güzelyalı Agamemnon Hamamı ve Ballıkuyu' daki tepeler, Mesozoik yaşlı kireçtaşlı şistlerden, Tepecik' teki tepe aglomeradan ibarettir. Eşrefpaşa' nın üst kısmındaki andazitler eski göller ile, Kadife kalesinden şehrin düz kısmına yamaç, kalın bir enkaz örtüsü ile kaplıdır. İnciraltı ve Narlıdere' ye doğru batıdaki sahil şeridinde geniş bir alüvyon örtüsü görülür. 

İzmir ve çevresinde 3 farklı tektonik kuşak gözlenmektedir. Doğu kuşağı, altta kalın mika-şiştlerin yeraldığı üstünde ise platform tipi karbonatların metamorfizması sonucu oluşan mermerler ile temsil edilen “Menderes Masifi” dir. Menderes masifinin batısında ise “İzmir – Ankara Zonu” olarak adlandırılan ikinci kuşak yer alır. Bu kuşak İzmir ve çevresinde filiş karakteri gösterir. Üçüncü kuşak Üst Kretase yaşlı İzmir – Ankara zonunda yer alan “ Bornova Karmaşığı” filiş matriks içerisinde yer alan Kireçtaşı bloklarından oluşur. Matriksin yaşı Kampadiyen – Daniyen olarak tanımlanır. Muhtemelen Bornova Karmaşığı, metamorfizmasını Daniyen – Genç Eosen de sonlandırır ve Menderes masifi üzerine itilmiştir.

Tüm Batı Anadolu' nun temelini oluşturan Menderes Masifi metamorfik kayalardan oluşur. Masifin çekirdeği Prekambiriyen yaşlı yüksek derecede metamorfizma geçirmiş gnayslardan oluşur. İstif üste doğru Paleozoik yaşlı mikaşistler, permo – karbonifer yaşlı metakuvarsit, siyah fillit ve koyu renkli rekristalize pelajik kireçtaşları ile temsil edilir.

Bölgemiz Menderes Masifi' ne ait kaya birimleri Gediz Grabeni güneyinde Bozdağ yükselimi Torbalı – Gümüldür – Kuşadası Körfezi arasında yüzeyler. Turgutlu güneyinde masife ait metakuvarsitler yüzeyler. Kuvarsitler üzerinde yer alan rekristalize kireçtaşları Bozdağ kütlesi üzerinde adalar şeklinde yükselimleri meydana getirir. Torbalı güneyinde Çapak Köyü yöresinde masife ait mikaşistler ve mermerler izlenir. Torbalı güneyinde Paleozoyik mermerler yaygındır. Özdere – Gümüldür yöresinde ise mikaşistler yaygın olarak izlenen kaya topluluklarıdır.

Anadolu'unu Paleotektonik dönem coğrafyası önemli tektonik yapılardan olan İzmir – Ankara Kuşağı birimleri İzmir civarında yaygındır. Bu zon kuzedeki Sakarya Kıtası ile Menderes Masifi arasında tektonik bir birliktir. Bornova filiş zonu veya Bornova karmaşığı olarak adlandırılmışolan bu tektonik birlik Üst Kretase – Paleosen yaşlı kaya topluluklarından ouşur. Filiş fasiyesindeki kırıntılı kayalar ile bunlar içerisinde irili ufaklı bloklar oluşturan serpantin, çört, diyabaz ve kireçtaşlarında bu tektonik birliğin litolojileridir.

 

 

İZMİR' İN DEPREMSELLİĞİ

 

Birinci derecede tehlikeli deprem bölgesindedir. İstatistiki kayıtlara göre, birçok yıkıcı depremlerin olduğu bilinmektedir.

İzmir şehri, Neojen devri sonunda Ege denizinde meydana gelen çökmelerle oluşan fay ve diskolasyon sistemi içinde bulunur. Körfez, doğu – batı yönlü faylar tarafından sınırlanmış bir çökme çukurudur. Körfezin güney kenarını takip eden fay üzerinde Urla içmeceleri ile Agamemnon, Diyana hamamları ve Halkapınar membaları vardır. Körfez faylarını dik olarak Torbalı yönünde Menemen' e doğru uzanan ikinci bir dislokasyon sistemi vardır. Faylar, Agamemnon hamamı civarında kuzey – güney Ballıkuyu mahallesinde kuzey – batı yönünde görülür.

İzmir – Ege sahil bölgesi, tarihi birçok büyük depremler geçirmiştir. Şehrin dolgu kısımaları bilhassa Konak, Kordon, Alsancak ve Bayraklı' nın denize yakın kısımları henüz tamamen yerleşmemiş genç birikintilerden meydana gelmiş olması ve Yer altı suyunun da yüzüye yakın bulunması nedeniyle daha çok tehlikelidir. 

 

 

BORNOVA' NIN GENEL JEOLOJİK YAPISI

İlçe genel olarak Neojen yaşlı kireçtaşı ve marn ardalanmasından oluşmuş geniş bir çökeller tabakası üzerinde bulunur. Kuzeyde, andezitlerin bu formasyonları keserek, üstüne geldiği ve arızalı yerleri meydana getirdiği görülür. İlçenin güney tarafları, dere ve çay birikintilerinden ibarettir. Kalınlığı yaklaşık 40 m. civarındadır. İlçedeki andezit ve kireçtaşıçatlaklarında memba sularına ve güneyde alüvyon zeminlerde 1 – 6 m. derinlikte Yer altı suyu seviyesine rastlanır.

Kemalpaşa' nın güneyinde, İzmir – Ankara zonunun Bornova bölümünü oluşturan filiş fasiyesinde bir matriks ile boyları 20 km.ye erişen platform türü kreçtaşı blokları içeren karmaşık birimdir. Bornova ovası alüvyonlardan oluşmuş bir ovadır. Bu alüvyonlar genelde killi, siltli kumlu ve yersel olarak çakıllı seviyeler içermektedir. Bornova ovası bir tektonik depresyon görünümündedir. Ege denizinin çökelmesine yaşıt olan bu depresyon sonraki aşamada alüvyonel malzemeler ile doldurulmuş ve böylece alüvyonel bir ova halini almıştır. Nitekim ovanın denize yakın olan kısımları bataklık ve sığ göller ile kaplı olması dolgunun bu kısımlarında henüz tamamlanmamış olduğunu gösterir. Akarsuların taşıdıkları malzeme, aşınma artıkları ve kıyını dolması ile oluşan alüvyonlar Bornova Ovası, Balçova ve Karşıyaka düzlüklerinde geniş alanlar kaplamaktadır. Kalınlığı değişken olan bu birikintiler, Bornova Ovasının ortalarında 100 m. dolaylarındadır ve körfeze doğru artış göstermektedir. 

 

 

 

BORNOVA' NIN DEPREMSELLİĞİ

 

Bornova 1. derecede tehlikeli deprem bölgesindedir. İzmir tektonik çöküntü sahası içinde bulunan Bornova'da, İzmir' de meydana gelen depremler hissedilmiş ve hasar yapmıştır.

Altındağ'ın 6 km. Güneyinde hafif meyilli yamaçlardan kurulmuştur. Zemin, kısmen topraka örtülü, Neojene atfedilen kireçtaşı ve marnlardan kısmen de birikinti konisinden oluşmuştur. Civar deprem merkezlerinin tesirindedir.

Çamdibi, İzmir körfezinin doğusunda, güneyden kuzeye doğru düzleşen bir sırt üzerinde kurulmuştur. Güneyde, doğu – batı yönünde uzanan sırtlar Miosen yaşlı gri renkli kireçtaşlarından ibarettir. Bu seri altında kil ve marnlar yer alır. Çamdibi'nin zeminini genel olarak alüvyon teşkil eder. Yer altı suyu seviyesi bazı yerlerde yüzey eçok yakın, batak sahalar yapmaktadır. Genellikle 3 – 4 m. derinliktedir. 1. derecede tehlikeli deprem bölgesindedir. İzmir bölgesindeki depremlerin tesirindedir. 

Pınarbaşı, İzmir' in 12 km. Doğusunda bulunur. Genellikle düzlük bir saha üzerinde kurulmuştur. Güneydeki tepeler kristalize olmuş beyaz gri renkli masif yapıda Kretase kireştaşlarından oluşmuştur. Sahanın zemini, güneyden kuzeye doğru kalınlığı artan geniş alan kaplayan, az kumlu, kırmızı renkli killi, çakıllı alüvyondan ibarettir. Yer altı su seviyesi 1,5 – 4 m. derindedir. 1. derecede tehlikeli deprem bölgesindedir. İzmir bölgesindeki depremlerin tesirindedir. 

İzmir' in kuzeydoğusunda Karşıyaka ile Kemelpaşa batısındaki Ulucak arasında KB – GD geneş doğrultusunda biri birine paralel uzanan faylardan oluşan çizgisellik Bornova fayı olarak adlanmıştır. Fayın Bornova' nın batısında kalan kesimi Miyosen yaşlı Yamanlar dağı volkanitleri üzerinde doğrusal uzanımlı iki çizgisellikten oluşur. Neotektonik dönem yapısı olmalarına karşın bu iki fayın Kuvaterner aktivitesini gösterir herhangi bir veri toplanamamış vu bunlar çizgisellik olarak haritalanmıştır. Fayın Bornova – Ulucak arasında yine birbirine paralel uzanan 2 faydan oluşan doğu kesimi ise Miyosen çökel kayalar ile Mezozoyik yaşlı temel kayaları keser. Bu 2 fay Gediz grabeni batısındaki Kemalpaşa fayının kuzeybatı devamında bulunur. Bunlardan güneydeki fay boyunca olan akarsu vadileri ile sırtlarda sistamatik sağ yönde dirseklenmeler gelişmiştir. Bu vadilerdeki yanal ötelenme miktarı 300 metreyi aşar. Kuzeydeki çizgisellik ise kuzey bloğu aşağıda olan normal fay morfolojisi sunar. Bu iki faydan güneyde yer alan Kuvaterner drenajını etkilemiş olması nedeniyle sağ yönlü doğrultu atımlı diri fay, kuzeydeki ise neotektonik dönem çizgiselliği olarak değerlendirilmiştir.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile